Bu evin duvarları ses geçirmez. Böyle mi denilirdi? Alçak sesle konuşmaya özen gösteriyorum, sesimi denemek için, yerinde mi diye...) Ne diyordum? Bu evin duvarları ses geçirmez. Ama biriyle konuştuğunu duyuyorum. Çöp konteynırlarından bahsediyorlar. Bahsedilecek konu mu bu? Cümlelerimi yokluyorum. Yerindeler. Kağıtları birbirine bağladım. Kısa cümleler kurmaya özen gösteriyorum. Bazen giriş gelişme sonuç bile oluyor. Bazen. Benim cümlelerim.
Gözlerini gördüm şimdi. Bana baktığına eminim o küçücük delikten. Yahu işin yok mu senin? Fırıl fırıl dönen gözler. Sanki odanın her köşesinde, oda ateş altında.
Bilye.
Yumurta.
Sahanda yumurta.
Garip bir et kokusu sardı şimdi etrafı. Hala meşgulüm ama sabırsızlanıyorum. Boş bir anını bulup şu kağıdı deliğe sokup kaçacağım. Çaktırmadan.
Mektubum harika gidiyor. Hiç böyle bir mektup yazmamıştım. Cümleler de benim. Boğazımı temizliyorum. Sesim yerinde.
Sanki bir şeyler kıpırdadı. Bu evin duvarları ses geçirmez. Şimdi tam sırası. Kağıt elimde. Sıkıca kavradım onu. Parmaklarım deliğin kenarında. Başım eğik. Beni göremez. Orada değil. Şu an. Şimdi. Yapabilirsin hadi. O zaman da yapmıştın hadi. Hadi hadi. Bir iki üç...
Ah. Orada. Kocaman ve karşımda. Of kahretsin. Of çok kötü oldu çok çok çok. Masanın altı. Evet. Koş!
Gördü beni. Biliyordum çok salakçaydı zaten gördü beni hiç gitmemeliydim. Öyle olmasaydı zaten ne kağıdı mektup saçmalama.
Boşver.
Saklandım. Buradan beni göremez eminim. Sesime bakıyorum. Ben hep alçak sesle konuşmaya özen gösteriyorum. Sesim yerinde değil.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder