Bunlari yazdiktan sonra kitabi begendim mi diye soralim? Evet, leziz buldum.
Jacob'un Odasi'nin izleklerini daha iyi gozlemlemek icin aslinda o donemin sosyopolitik atmosferini de hesaba katmak gerekiyor. Jacob'un hayatini anlatirken Woolf, ayni zamanda bireyi temsil edisi (ve ozellikle etmeyisi ile) politik bir edebi form olusturma gayretindedir de deniyor. Bu kitap, savasin sahiplendigi, ordunun, kurumsal mekanizmalarin askere cevirdigi insan bedenlerini geri elde etmek uzerine yazilmis biraz da. Klasik Ingiliz egitiminden gecmis, ilerinin politikacisi, kocasi, banka memuru olmasi beklenen genc erkeklerin, tam da bu surecler tarafindan sahiplenilmelerine karsi yazilmis da diyebiliriz. Bireyi (bu durumda Jacob'u) hem temsil ederek, hem de bir yandan da bu temsiliyetlerin altini oyarak, bireyin oznelligini daha akici, sinirlari muallak bir sekilde anlatarak Woolf aslinda otonom, sinirlari belli, su gecirmez bireylerden asker yaratan sureci de sorgulamis oluyor deniyor. Aslinda tek bir soru var. Bir savas, savasin, askerin dili kullanlmadan nasil temsil edilebilir?
Ama bu romanin, kotu bir dille anlattigim izleklerinden yalnizca bir tanesi. Digeri ise elbette Woolf'un dille (kadinsi dil? diyenler var ki bu ifade sorunlu sayilabilir vs vs) ve dusunce akisiyla olan mesguliyeti... Kitabin ilk sahnesinin Jacob'un annesinin mektup yazisiyla acilmasi da bu anlamda manidar.
Simdilik burada birakalim. Ve kitaptan bir alintiyla sonlandiralim...
"The entire bay quivered; the lighthouse wobbled; and she had the illusion that the mast of Mr.Connor's yacht was bending like a wax candle in the sun. She winked quickly. Accidents were awful things. She winked again. The mast was straight; the waves were rectangular; the lighthouse was upright; but the bolt had spread.
"...nothing for it but to leave," she read..." (Woolf 7)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder