sonra baska bir kar geliyor aklina insanin. bir parkin icinde yuruyen 4 kisi, bir tanesi kacamak bakis atarken arkaya, sanki aklimda kalmamasindan cokca korkup, bir turlu ulasamayip o ana, fotografini cekiyorum gordugumun. bir tanesi yikiyor digerini karlarin ustune. bogusuyorlar, gogsum dolu dolu. islatiyoruz coraplarimizi.
butun bunlari dusunurken iste, port-royal'in muzigi bir isik yakiyor gozlerimin onunde. taneler hizlaniyor, hizlandikca hizlaniyor. bir seyler yapasam var ve yetmiyor. olesim geliyor neseyle. bir anda aradan gecen yillari yok edercesine butun bu anlar toplaniyor, karsiz, tek basina bir yatagin ustune konuyor. o yatagin uzerine konan tanelerle yorgunlugumdan siyriliyorum. huzurlu bir dikkat geliyor, sanki hayattaki dogru hizi bulmusum gibi. nefesin dogru aktigi tempoyu, kara her tarafiyla basan ayaklari, hepsinin hizini, hepsinin yavasligini kavramisim gibi. ve sanki butun bunlara odul olarak ayaklarim bir his gonderiyor yukarilara dogru, cok kar topu oynamisim da sogukta donan ayaklarimi kaloriferde isitiyormusum gibi. sanki zaman hic olmamis, cunku cigerlerim buna izin vermemis, bir anin icinde sonsuza kadar devinebilirmisim gibi.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder